Kişilik bozukluğu nedir sorusunun kısa yanıtı şudur: kişinin kendisini ve başkalarını algılama, duygularını düzenleme ve ilişkilerini sürdürme biçiminde uzun süredir devam eden örüntülerin, kişiye belirgin sıkıntı ya da günlük yaşamda işlev kaybı yaşatmasıdır. Bir kişilik özelliğinin belirgin olması tek başına bozukluk anlamına gelmez. Tanı, bu örüntülerin ne kadar kalıcı ve yaygın olduğu, kişiye ve çevresine etkisi ve başka açıklamaların bulunup bulunmadığı bir ruh sağlığı uzmanınca değerlendirildiğinde konur. Bu yazı, hangi belirtilerin anlamlı olduğunu, yaygın türleri ve destek seçeneklerini yargılamadan ve etiketlemeden anlamanıza yardımcı olmak için hazırlandı.

İçindekiler

Kişilik bozukluğu ne demek?

Kişilik; düşünme, hissetme ve davranma biçimlerimizin görece kalıcı yönlerini kapsar. Kişilik bozukluğunda bu örüntüler farklı durumlarda tekrarlar ve kişinin benlik algısını, duygularını ya da yakın ilişkilerini zorlar. Kişi ilişkilerinde sürekli çatışma yaşayabilir, yoğun duygularla baş etmekte güçlük çekebilir veya davranışlarının sonuçlarını önceden değerlendirmekte zorlanabilir.

Bu tanım “zor biri” ya da “kötü karakterli” olmakla aynı şey değildir. Değerlendirmede bakılan şey, tek bir özelliğin varlığı değil; örüntünün ne kadar kalıcı ve yaygın olduğu, kişiye ve çevresine etkisi ve benzer belirtileri açıklayabilecek başka durumların bulunup bulunmadığıdır. Kişilik bozukluğu yalnızca bir belirti listesine bakılarak anlaşılamaz; bu, kavramı günlük konuşmadaki kabaca kullanımından ayıran en önemli noktadır.

Belirtiler kişiden kişiye değişir

Belirtiler, örüntünün niteliğine ve şiddetine göre farklılaşır. Bir kişide öne çıkan güçlük, başka birinde hiç görülmeyebilir. Sık karşılaşılabilen güçlükler şunlardır:

  • Duyguların yoğun ya da değişken olması ve bunları düzenlemede zorlanma
  • Kendilik algısında veya amaçlarda belirgin istikrarsızlık
  • Yakın ilişkileri kurma ve sürdürmede tekrarlayan sorunlar
  • Dürtüsel davranma ya da davranışların olası sonuçlarını yeterince gözetememe
  • Eleştiriye, reddedilmeye veya çatışmaya aşırı hassasiyet
  • Başkalarının niyetlerini değerlendirmede veya farklı bakış açılarını anlamada güçlük
  • Katı düşünme ve davranma biçimlerinin iş, okul, aile veya sosyal yaşamı aksatması

Bu güçlüklerden birini yaşamak, kişide mutlaka kişilik bozukluğu olduğu anlamına gelmez. Belirleyici olan üç ölçüttür: örüntünün ne zamandır sürdüğü, kaç farklı yaşam alanında göründüğü ve işlevselliği ne ölçüde etkilediği. Kısa süreli bir zorlanma ile yıllardır birçok ilişkide tekrarlayan bir örüntü aynı şey değildir.

Kişilik bozukluğu türleri nelerdir?

Kişilik bozukluğu türleri anlatılırken, geleneksel sınıflandırmalardaki on tanı genellikle üç grup altında ele alınır. Bu adlar klinik kavramlardır; kişileri etiketlemek ya da kendi kendine tanı koymak için kullanılmamalıdır. Aşağıdaki tablo, grupları ve genel olarak görülebilen örüntüleri kısaca özetler.

Grup Türler Genel olarak görülebilen örüntüler
A — sıra dışı veya kuşkucu örüntüler Paranoid, şizoid, şizotipal Kuşkuculuk, sosyal mesafe veya alışılmadık düşünce ve davranışlar öne çıkabilir
B — yoğun duygusal veya dürtüsel örüntüler Antisosyal, borderline (sınırda), histriyonik, narsisistik İlişkilerde dalgalanma, yoğun duygular, dürtüsellik veya empatide zorlanma görülebilir
C — kaygılı veya kontrol odaklı örüntüler Çekingen, bağımlı, obsesif-kompulsif kişilik Kaygı, kararsızlık, aşırı kontrol veya esneklikte güçlük öne çıkabilir
Kişilik bozukluğunun A, B ve C gruplarını ve bu gruplardaki türleri gösteren karşılaştırma görseli
Kişilik bozukluğu grupları ve öne çıkan örüntüler

Buradaki önemli bir ayrım, tablodaki obsesif-kompulsif kişilik bozukluğunun, obsesif kompulsif bozuklukla (OKB) aynı tanı olmamasıdır. Benzer sözcükler kullanılsa da bunlar ayrı klinik kavramlardır; değerlendirme ve destek ihtiyacı da kişiye göre değişir. İsim benzerliğinin yarattığı karışıklığı önlemek için ikisini ayrı düşünmek gerekir.

Güncel yaklaşım: türü değil, şiddeti ve özellikleri değerlendirmek

Güncel sınıflandırmalar yalnızca bir “tip” seçmek yerine bozukluğun şiddetine ve baskın kişilik özelliklerine de odaklanır. ICD-11 kişilik bozukluğunu hafif, orta veya ağır olarak sınıflandırır; gerektiğinde kişilik örüntüsünü tarif eden özellikler ekler. Bunlar olumsuz duygulanım, kopukluk, dissosiyallik, ketlenmeme ve anankastia olarak adlandırılır. Böylece değerlendirme, kişiyi tek bir kategoriye yerleştirmek yerine güçlüklerin nasıl göründüğünü ve yaşamı ne ölçüde etkilediğini tarif edebilir.

Bu ayrım pratikte fark yaratır: aynı tanı başlığı altındaki iki kişinin yaşadığı güçlükler, ihtiyaç duyduğu destek ve gündelik yaşam üzerindeki etkiler oldukça farklı olabilir. Bu nedenle tanı etiketinden çok, kişinin somut sorunlarını anlamak ve uygun desteği belirlemek anlamlıdır. Geleneksel gruplar ve güncel sınıflandırma, farklı amaçlarla kullanılan sistemlerdir; ölçütler klinik bağlama göre değişebilir.

Kişilik bozukluğu neden gelişir?

Kişilik bozukluğunu tek bir nedene bağlamak doğru değildir. Kişinin yaşam öyküsü, gelişim süreci, mizacı ve içinde bulunduğu çevre birlikte ele alınabilir. Ancak yalnızca dışarıdan gözlenen bir davranışa bakarak neden ya da tanı çıkarılamaz. Değerlendirmede örüntülerin geçmişi, farklı ortamlarda sürüp sürmediği, kişinin ilişkilerine ve işlevselliğine etkisi ve eşlik edebilecek başka ruhsal veya bedensel durumlar bir arada dikkate alınır. Bu yüzden “şu olaydan dolayı böyle oldu” türünden tek nedenli açıklamalar çoğu zaman eksik kalır.

Tanı nasıl değerlendirilir?

Kişilik bozukluğu tanısı, kişinin yaşadıklarını ve yaşam öyküsünü değerlendiren ruh sağlığı uzmanlarının klinik görüşmesine dayanır. NHS, bu tanının ruh sağlığı sorunlarını değerlendirme ve tedavi etme deneyimi olan bir uzman tarafından konması gerektiğini belirtir. Değerlendirmede genellikle şu sorular önemlidir:

  • Güçlükler ne zamandır var ve farklı ilişkilerde ya da yaşam alanlarında görülüyor mu?
  • Kişinin kendilik algısı, duyguları ve ilişkileri nasıl etkileniyor?
  • İş, okul, aile veya sosyal yaşamda belirgin sıkıntı ya da işlev kaybı oluşuyor mu?
  • Benzer belirtileri açıklayabilecek başka durumlar veya etkenler var mı?
  • Kişinin güvenliği açısından ayrıca ele alınması gereken bir risk bulunuyor mu?

Bir yakınınızda bu özelliklerin bulunduğunu düşünmeniz, ona tanı koyabileceğiniz anlamına gelmez. Daha yararlı yaklaşım, etiket kullanmadan yaşanan güçlükler ve bunların etkisi hakkında konuşmak ve profesyonel değerlendirmeyi teşvik etmektir. Tanı, kişinin kendisiyle yapılan klinik değerlendirmeye dayanır.

Destek ve tedavi seçenekleri

Destek planı, kişinin ihtiyaçlarına ve yaşadığı güçlüklerin niteliğine göre belirlenir. Psikoterapi; kişilik örüntülerini ve ilişkilerde tekrarlayan sorunları anlamaya, duyguları düzenlemeye, başa çıkma ve kişilerarası becerileri geliştirmeye yardımcı olabilir. NIMH, borderline kişilik bozukluğunda psikoterapiyi temel tedavi olarak tanımlar ve bilişsel davranışçı terapiyi, kişinin kendisi ve başkaları hakkındaki temel inançlarını ve davranış örüntülerini ele alan yaklaşımlar arasında sayar. Bizim çalışmamızda da süreç, Bilişsel Davranışçı Terapi temelli olarak düşünce, duygu ve davranış örüntülerini birlikte ele almaya dayanır.

İlaç kullanımı ve başka uzmanlarla iş birliği, kişinin belirtilerine ve değerlendirme sonuçlarına göre sağlık profesyonelleri tarafından ele alınır. Tek bir terapi yaklaşımı herkes için uygun olmayabilir; bu nedenle yöntemin kişiye ve hedeflerine uygunluğu uzmanla birlikte değerlendirilir. Tanıdan bağımsız olarak, kişi kendine zarar verme düşünceleri ya da acil güvenlik riski yaşıyorsa gecikmeden sağlık hizmeti almalıdır. Yakın ilişkilerdeki tekrarlayan sorunlar söz konusu olduğunda aile ve çift terapisi de değerlendirilebilecek bir seçenektir.

Ne zaman profesyonel destek düşünmeli?

İlişkilerde, duyguları yönetmede veya davranışları kontrol etmede yaşanan güçlükler uzun süredir devam ediyor ve günlük yaşamınızı belirgin biçimde etkiliyorsa bir ruh sağlığı uzmanıyla görüşmek yararlı olabilir. Başvuru kararı için önceden belirli bir tanıdan emin olmanız gerekmez. Görüşmenin amacı, yaşanan güçlükleri anlamak ve uygun destek seçeneklerini değerlendirmektir.

Ereğli’de yüz yüze psikoterapi seçenekleri hakkında bilgi almak için bireysel psikoterapi sayfamızı inceleyebilirsiniz. Kaygı belirtileriyle iç içe geçen durumlarda, kaygı bozukluğunun belirtileri ve türleri yazımız da bütünü anlamanıza yardımcı olabilir. Kişilik bozukluğuna özel değerlendirme ve tedavi uygunluğunu belirlemek içinse doğrudan görüşmek gerekir.

Sık Sorulan Sorular

Kişilik bozukluğu tamamen iyileşir mi?

Gidişat kişiye, yaşanan güçlüklerin niteliğine ve alınan desteğe göre değişir. Terapiyle belirtiler ve günlük yaşamdaki zorluklar üzerinde çalışılabilir; sonuçlar kişiye özel değerlendirilmelidir. Tek bir sonuç veya süre herkes için geçerli değildir.

Kişilik bozukluğu olan herkes aynı belirtileri mi yaşar?

Hayır. Aynı tanı grubundaki kişilerde bile belirtiler, şiddet ve yaşam üzerindeki etkiler farklı olabilir. Bu nedenle değerlendirme yalnızca tanı adına değil, kişinin kendi ihtiyaçlarına odaklanır.

Kişilik bozukluğu ile karakter özelliği arasındaki fark nedir?

Herkesin kendine özgü kişilik özellikleri vardır. Bir özelliğin belirgin olması tek başına bozukluk sayılmaz; örüntünün sürekliliği, farklı yaşam alanlarında görülmesi ve kişide belirgin sıkıntı ya da işlev kaybı oluşturması önem taşır.

Kişilik bozukluğu ile OKB aynı şey midir?

Hayır. Obsesif-kompulsif kişilik bozukluğu ile obsesif kompulsif bozukluk (OKB) ayrı tanılardır. İsim benzerliği tanıların aynı olduğu anlamına gelmez.

Yakınımda kişilik bozukluğu olduğunu nasıl anlarım?

Yakınınıza tanı koymaya çalışmak yerine, gözlemlediğiniz güçlükleri yargılamadan konuşabilir ve profesyonel değerlendirmeyi destekleyebilirsiniz. Tanı, kişinin kendisiyle yapılan klinik değerlendirmeye dayanır. Bu yazı bilgilendirme amaçlıdır; tanı veya kişiye özel tedavi önerisi yerine geçmez.